Tag Archives: featured

Londra’da “Siyah Hayatları Önemlidir” Protestoları

This slideshow requires JavaScript.

Londra’da “Siyah Hayatları Önemlidir” Protestoları Ve “Öldürülen Siyah Kadınların Adını Söyle

George Floyd’un 25 Mayıs’ta gözaltına alınırken öldürülmesi Türkiye dahil bir çok ülkede öfke ve mobilizasyona yol açtı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Minneapolis kentinde gerçekleşen cinayette beyaz polis memuru, silahsız, karşılık göstermeyen, onlardan durmasını isteyen ve nefes alamadığını söyleyen Floyd’un ensesine ısrarla dizini bastırarak onu öldürdü. Floyd’un öldürüldüğü anların kayıtları sosyal medya üzerinden paylaşıldı. Guardian gazetesinin başyazısı Floyd’un öldürülüşünün gaddarlığının dünyayı şoke ettiğini belirtiyordu. Bu zalimlik ve süregelen cezasızlık büyük bir öfke ile hem ABD’de hem de dünyada yeni bir “Siyah Hayatları Önemlidir” protesto dalgasını tetikledi. Eylemler Floyd’un ölümüyle tekrar tetiklense de, sona ermeyen polis şiddeti, ırkçılık, ayrımcılık ve eşitsizliğe yöneldi. Yine Guardian’ın başyazısında belirtildiği gibi İngiltere’nin farklı şehirlerinde gerçekleşen protestoların rahatsız edici gerçeklerle yüzleşme yarattığını söyledi. Çünkü ırkçılık sadece ABD’de değil İngiltere’de de hakimdi. Bir protestocunun söylediği gibi “İngiltere’nin de elleri temiz değildi.”

İngiltere’deki Eylemler

Geçtiğimiz hafta İngiltere’de gerçekleşen protestolara on binlerce kişi katıldı. Koronovirüs salgının sona ermediği ve sokağa çıkma kısıtlamalarının var olduğu bu günlerde, farklı şehirlerde ve günlerde buluşan kitleler hem Trump yönetimini hedef alarak, hem de eşitsizliğin ve ırkçılığın altını çizerek yetkililere seslendiler.

Eylemlerde öne çıkan sloganlar ve pankartlar siyah olma durumu, polis şiddeti ve kurumsal ırkçılık üzerineydi. Özellikle İngiltere’de Koronovirüs salgınında siyahların beyazlara göre daha çok hayatını kaybetmesi de pankartlara yansımıştı[2]. Eylemlere katılan bir beyaz kadın “kendimizi sürekli eğitmemiz gerek” pankartını taşıyordu ve başka bir eylemci ise beyaz üstünlüğü düşüncesine karşı mobilize olunması gerektiğini söylüyordu. Başka bir pankartta ise “ırkçılık en büyük pandemi” yazıyordu. Alanlarda “nefes alamıyorum”, “siyah hayatları önemlidir”, “polis şiddetine son” sloganları hakimdi.

Guardian’dan Tim Adams eylemcilerin pandemi zamanında riskleri yok sayarak alanlarda toplanmasını “aciliyet” ve “bitkinlik” hissinin hakimliği ile açıkladı. Onun da belirttiği gibi geçmiş adaletsizlik bugünün öfkesini şekillendiriyordu[3]. Protestolara özellikle lise ve üniversite öğrencileri tarafından katılım yoğundu. Geçtiğimiz hafta Londra’daki en büyük eylemler Amerikan Konsolosluğu’nun önünde, Hyde Park ve Westminster’da gerçekleşse de mahallerde de protestolar gerçekleşti. Bristol şehrinde 84 bin Afrikalı’nın köleleştirilmesini sağlayan Edward Colston’ın heykeli protestocular tarafından yıkıldı.

Eylemler devam ederken bir yandan da İşçi Partisi’nden vekiller ABD’deki polis şiddetine karşı İngiliz hükümetini hareket etmeye çağırdı. Uluslararası Ticaret Gölge Bakanı Emily Thornberry, Donald Trump’ın şiddeti arttıran açıklamalarından sonra İngiltere’nin Amerikan güvenlik güçlerine toplumsal olaylara müdahale araçlarını tedarik etmeye devam etmesinin “utanç verici” olacağını söyledi[4] ve hükümete harekete geçmesi için bir mektup yolladı. Bazı vekiller protestolara katılırken, son günlerde ırkçı ve taciz eden mesajlar alan İşçi Partisi’nin Brent Central vekili, Dawn Butler, ABD’ye göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi ihracatını durdurma imza kampanyasını başlattı. Butler hem mecliste hem de sosyal medyada sistemik ırkçılığı düzeltmeden gerçek değişimin gerçekleşemeyeceğini söyledi.

Protestolar devam ederken İngiltere içindeki reform ve değişiklikler üzerine tartışma yürümeye devam etti. Meclisteki tartışmalar protestolarda da dile getiriliyordu. Eğitim sisteminin ve müfredatın değişmesi de bu taleplerden biriydi. Black Curriculum gibi eğitimde reform talep eden gruplar sömürgeciliğin yarattığı mirasın anlaşılmasının kurumsal ırkçılığı aşmak için önemli bir adım olacağını belirttiler.[5] Bu talepler “Britanyalı çocuklara İngiliz Emperyalizmi ve Sömürgeciliğinin Gerçekliklerini Öğretin” imza kampanyasına dönüştü.

“Öldürülen Siyah Kadınların Adını Söyle” ve Dünyada Artan Dayanışma

Bu sürecin öne çıkan özelliklerinden biri ise sosyal hareketler ve protestocular hem sokakta hem de sosyal ağlar üzerinden mobilize olması ve uluslararası bir dayanışma ağının örülmesiydi. Bu ağlar da gün geçtikçe büyüyor. Dünyanın her yerinden milyonlarca dayanışma mesajları paylaşıyor ve eylem taktikleri yayılıyor. Floyd’un ölümünün ardından #SayHerName (Onun Adını Söyle) etiketi de sosyal ağlarda hızla yayılmaya başladı. Farklı coğrafyalarda aynı sloganlar, görseller ve isimler haykırıldı; hayatını daha önce kaybetmiş kişilerin hikayeleri anlatılmaya başlandı. Sivil Haklar aktivisti ve akademisyen Kimberlé Crenshaw[6] ve bir sosyal harekete dönüşen “Say Her Name” uzun zamandır öldürülen siyah kadınların isimlerini ve hikayelerinin duyulması için mücadele ediyordu. Floyd’un ölümünden sonra siyah kadınların hikayelerinin unutulmaması için yeni bir hareketlenme başladı. Sandra Bland, Breonna Taylor[7], Tanisha Anderson, Michelle Cusseaux ve daha niceleri… Onların hikayeleri paylaşıldı ve onların neden “unutulduğu” tartışılmaya başlandı. Farklı eşitsizlik biçimleri üzerinden başlayan tartışmalar kadınların “Siyah Hayatları Önemlidir” hareketinde görünmezliğini sona erdirilmesi gerektiğini gösterdi.

Sosyal medya etiketleri üzerinden sanatçılar kaybedilen hayatları anmak için görseller ve çizimler paylaşıldı. Özellikle bu haftaki eylemlerde Ariel Sinha’nın Breonna Taylor illüstrasyonu, onun adını söyle etiketiyle birlikte yaygın olarak paylaşıldı ve İngiltere’deki eylemlerde de protestocular tarafından pankartlarda taşındı. ABD’de başlayan eylemlerde de Alexandria Ocasio-Cortez salgından ve polis şiddetinden korunmak için tek görsellik bir kılavuz hazırlamıştı[8]. Bu kılavuz ve içeriği İngiltere’deki protestolarda da kullanıldı.

Son olarak, geçtiğimiz iki haftada başlayan mobilizasyonda kadınlar dayanışma sağlayarak, hükümeti hesap vermeye ve değiştirmeye zorlayarak, alanlarda protesto ederek ve hikayelerin duyulmasını sağlayarak “Siyah Hayatları Önemlidir” hareketini şekillendirdi. Kadınlar ırkçılığın feminist bir konu olduğunu ve kadın dayanışmasının bu hareketteki önemini gösterdiler. Gelecek günler de bu dayanışmanın büyüyeceğini gösteriyor.

[1] Bu rapor ile ilgili Michael Bankole’nin yazısı okunabilir. https://www.independent.co.uk/voices/coronavirus-bame-deaths-phe-matt-hancock-blm-racism-a9546091.html

[2] Bu rapor ile ilgili Michael Bankole’nin yazısı okunabilir.https://www.independent.co.uk/voices/coronavirus-bame-deaths-phe-matt-hancock-blm-racism-a9546091.html

[3] ABD’den “Siyah Hayatlar Önemlidir” aktivisti Braelyn Willis ile konuşan Burak Tatari’nin mülakatı da süregelen adaletsizliğe değiniyor: https://medyascope.tv/2020/06/04/siyah-hayatlar-onemlidir-aktivisti-braelyn-willis-medyascopea-konustu-trump-iktidarinda-bircok-insan-irkciligini-cekinmeden-ortaya-koyuyor/

[4] Emily Thornberry‘nin mektubunun tam metni: https://labour.org.uk/press/emily-thornberry-demands-action-on-us-riot-control-exports/

[5]2019 yılında kurulan ve Siyah tarihinin müfredata girmesi kampanyası yürüten Black Curriculum hakkında kısa bir BBC videosu: https://www.bbc.co.uk/news/av/education-51650417/black-history-should-it-be-part-of-the-wider-curriculum

[6] Kimberlé Crenshaw ve “intersectionality” (sosyal konumlarının cinsiyetleri dışında sınıf ve etnik kökenleri tarafından da etkilenmesi görüşü) hakkında giriş niteliğinde bir mülakat https://www.vox.com/the-highlight/2019/5/20/18542843/intersectionality-conservatism-law-race-gender-discrimination

[7] Alisha Haridasani Gupta New York Times’ da neden Breonna Taylor hakkında konuşmadığımız hakkında bir yazı kaleme aldı. https://www.nytimes.com/2020/06/04/us/breonna-taylor-black-lives-matter-women.html

[8] Gözaltına alınma durumunda Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) yasal haklar üzerine, Teen Vogue dergisi stratejik ve etik olan documentation tekniği hakkında bir kılavuz hazırladı. Link: https://www.teenvogue.com/story/how-to-film-police-safely

Bu yazı Eşitlik Adalet Kadın Platformu’nda  yayınlanmıştır. Orijinal linke erişmek için tıklayınız.

Fotoğraflar Begüm Zorlu tarafından çekişmiştir.

Testimonies: Remembering Hrant Dink

Screen Shot 2018-01-18 at 14.44.04

Jonathan Fryer had defined Hrant Dink in his obituary in the Guardian as “a warm, sensitive man, who would greet an old friend with a bear hug…”

He notes how Hrant Dink experienced harassment and threats, what Dink names and Fryer records as “psychological torture.”

Screen Shot 2018-01-18 at 14.44.25.png

Fryer further reflects on Dink’s words: “I am just like a pigeon, obsessively looking to my left and to my right, in front of me and behind me.”

This quote is remembered every year, transferred to generations.

I learned about Dink by joining these protests.

I knew little of him when I first joined and over the years got to know what he stood for and what he did.

Younger people are also learning about him by accompanying their families, friends or just turning up after hearing about this unjust death.

Screen Shot 2018-01-18 at 14.44.41

Being there makes one aware of the networks of solidarity and gives the feeling that one is not alone to stand up to injustices.

Thousands march to commemorate this sincere writer who was killed due to the predominance of hate, institutional hate.

Yet the hate that is maintained in institutions is being countered by the masses, with solidarity and objection.

These photos were taken on the 19th of January, 2015.

This is the day that the Armenian journalist Hrant Dink was killed eight years ago.

The march again was commemorating the life that had a lot to give, experience and was lost in an unjust and sudden way.

Hrant Dink has become a symbol of peace for many, every year thousands remember him and chant “Never Again”, “We are here!”

 


Articles and Sources on Hrant Dink

Hrag Vartanian (2006). A Voice in the Wilderness http://web.archive.org/web/20071119043902/http://agbu.org/publications/article.asp?A_ID=271&image=4

Hrant Dink Foundation https://hrantdink.org/en/hrant-dink

Section from his book “Two close peoples two distant Neighbours” https://hrantdink.org/attachments/article/109/TwoClosedpeopleTwoDistantNeighbours.pdf

 

Bianet Yazı Dizisi- Arap Ayaklanmalarının Beşinci Yılı

tunus_510

Alıntı: Arap Ayaklanmaları Yazı Dizisine Başlarken 

‘2011’de değişim için yürüyen kitleler ekmek ve adalet için sokaklara dökülmüştü. Bu yüzden 2011’in hedeflerinden 2016’nın hayal kırıklıklarına ve umuduna uzanan yolculukta bu coğrafyanın insanlarının sesini duyurmaya çalıştık’.

 Serinin Yazıları

Mete Çubukçu Ayaklanmaların 5 Yılını Anlattı

Arap Ayaklanmaları’nın 5. Yılı: Kronoloji

Yedi Ülkede Arap Ayaklanmaları’nın Dünü Bugünü

Mısır’da Her Şey Mümkündü; Buraya Nasıl Geldik?

“Ulusal Mutabakat Sağlanmadan Mısır Halkı Güvende Olmayacaktır”

“Mısır, İran Devrimi Gibi Kendi Değerlerinden Döndü”

Amerikalı Bir Gazetecinin Ortadoğu Güncesi

Beş Yıl Sonra Ayaklanmanın Başladığı Tunus’ta 

 Arap Devrimleri ve Suriye: Beş Yıl Sonra 

Suriye Devrimi’nin Yaratıcı Hafızası

“Görmüyor musun Ben Vatanımı Kaybettim?”

Mısır Devrimi’nin Sesi Essam’ın Hikayesi: “Çalınan Bahar”

Can Ertuna’nın Gözünden Arap İsyanları

Seri için tıklayın.